Home Medya Ah şu bizim kahrolası yaşam tarzımız
Ah şu bizim kahrolası yaşam tarzımız

Ah şu bizim kahrolası yaşam tarzımız

0
0

Hadi hayal edin.
Laiklik suç olmamış. Milli bayramlar rafa kaldırılmamış. Üniversitelerden ilkokullara kadar her yere mescit açılmamış.
Atatürkçülüğü müfredattan çıkarmaya yeltenenler yok.
Çocukların eline tebeşir verip tahtalara cihat güzellemeleri yazdıran öğretmenler yetişmiyor ülkede.
“İlk laik şeytandır” diyen birinin okul müdürü olması imkânsız.
Şort giydi, mini etek giydi, ramazanda içki içti, parkta sevgilisiyle el ele gezdi diye dayak yemiyor;
İnanç özgürlüğü ya da inançsızlık üzerine tartışmaktan daha çekinmiyor hiç kimse.
Cemaatlerin iktidarla işbirliği yapıp ülkeyi yönetmelerinin mümkünü yok.
Cumhurbaşkanının tarafsızlığını ihlal etmesi; ülkeyi babasının çiftliği gibi yönetmesi mevzu bahis değil.
Hadi hayal edin.
Cumhurbaşkanı ailesiyle Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde gösterişten uzak bir hayat sürüyor ve politikada tarafsızlığın güvencesi sayılıyor.
Meclis’te muhalif partiler bazen birbirine giriyor ama çok satan mizah dergileri alayını sayfalarında rezil ediyor.
Televizyon iktidarı yerden yere vuran skeçlerden geçilmiyor.
Hadi, hayal edin…
Oyuncuları çıplak bir dans gösterisi mesela; bundan yıllar yıllar önce olduğu gibi, gelsin şehrin göbeğinde sergilensin.
Meydanlara öpüşen sevgililerin ya da çalışan işçilerin heykelleri dikilsin.
Hadi hayal edin.
Okullarda zorunlu din dersleri kaldırılmış, liselerde felsefe dersleri var. Çocuklar Hegel, Kant, Eflatun falan okumaktalar.
Hadi hayal edin.
19 Mayıs kutlamalarında genç kızlar mini etekleriyle kortejdeler.
23 Nisan’da çocuklar folklorik kıyafetlerle şehrin sokaklarında gezinmekteler.
1 Mayıs’ta tüm örgütler ellerinde bayraklar Taksim’e yürümekteler.
Hepimiz insan haklarından bahsediyoruz; kadın haklarından, cinsel özgürlükten, basın özgürlüğünden, fikir özgürlüğünden.
Hadi hayal edin.
Dergiler her dilde özgürce çıkıyor, gazeteler her dilde özgürce basılıyor.
Gazeteciler korkusuzca yazıyorlar; aydınlar korkusuzca tartışıyorlar.
İktidar onları suçlasa, hapse atsa bile; dışarıda kalanlar yoldaşlarını kurtarmak için hukuku sonuna kadar zorluyorlar.
Adalete güveniyoruz, yargının tarafsızlığına ve üstünlüğüne…
Hadi biraz daha ötesini hayal edin.
Atatürkçülüğü her yönüyle tartışmaya başlamışız. Diyoruz ki asker kıyafetli heykelleri, resimleri kaldırılsın artık, her yere sivil fotoğrafları koyulsun.
Salıncakta sallansın, denize girsin, dans etsin, flört etsin, rakı falan içsin.
Çocuklar onu öyle görsün, öyle bilsin.
Tarih derslerinde savaşın ne kadar korkunç bir şey olduğunu anlatmaya başlamışız. Kurtuluş Savaşı’nın bile… Acıları ve kayıplarıyla, tarafsızca.
Bugün bize bağımsızlığımızı veren devrimlerin ne kadar sancılı yapıldığını öğretiyoruz onlara.
Ödenen bedelleri hakkıyla bilsinler istiyoruz. Ki aynı acıların yaşanacağı ortam yeniden oluşmasın.
Bir arada yaşamanın büyüsünü; ırkların, dinlerin, dillerin kardeşliğini anlatıyoruz hep onlara, karıncayı incitmekten ürker olsunlar istiyoruz.
Cinsel bilgileri okullarda bilimsel olarak erkenden öğretiyoruz; cinsel kimliklerine nasıl sahip çıkacaklarını biliyorlar, gökkuşağının tüm renklerini seviyorlar.
Hadi düşünün.
Şu an elimizden kayıp giden; iktidar tarafından tehdit edilen kahrolası yaşam tarzımızın bu olduğunu düşünün.
Yazının devamı

Powered by themekiller.com