Home Haber Ankara-Moskova arasında S-400 pazarlığı: Rusya S-400’lerin satışına neden karşı değil?
Ankara-Moskova arasında S-400 pazarlığı: Rusya S-400’lerin satışına neden karşı değil?

Ankara-Moskova arasında S-400 pazarlığı: Rusya S-400’lerin satışına neden karşı değil?

0
0

Moskova’yla buzların erimesi sonrası Rus S-400’lerine talip olan Türkiye, Rusya ve NATO arasında güvenli olmayan bir oyunun parçası oldu. Rusya ise S-400’lerin Türkiye’ye satışıyla NATO karşıtı propaganda için bulunmaz bir fırsat yakalamak istiyor. Pazarlık masası Mayıs başında Soçi’de kurulacak.

Mayıs başında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Soçi’de bir görüşme gerçekleştirecek. Görüşmenin ana gündem maddesinin Suriye meselesi olduğu ifade edildi. Ancak Rus Nezavisimaya gazetesinin haberine göre iki liderin görüşmesinde, Türkiye’nin Rusya’dan almayı planladığı S-400 hava savunma sistemine ilişkin pazarlık konusu da masada olacak.

Son dönemde, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler, bölgesel sorunları çözmek için pragmatik bir ortaklığa dönüştü. Domates ve buğday krizinde ise iki taraf da henüz geri adım atmadı. Öte yandan başkanlık referandumu sonrası Erdoğan Avrupa’ya açık bir mesaj göndererek, gerekirse AB ile ilişkiler konusunda yeni bir halk oylamasına daha gidebileceğini açıkladı.

Böyle bir siyasi zeminde, Türkiye’nin Rus S-400 hava savunma sistemlerini satın almak istemesi ise oldukça dikkat çekici…

Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geldiği nokta hakkında bir değerlendirme yapmak ve iki ülke arasında stratejik-askeri işbirliğinin mümkün olup olmadığını anlamak için, bölgedeki jeopolitik gerçekleri doğru bir şekilde değerlendirmek gerekiyor.

Hava savunma sistemi ihtiyacı

Bilindiği üzere Türkiye’nin uzun menzilli hava savunma sistemi yok. Türkiye, 1952’den beri NATO üyesi ve o zamandan beri Kuzey Atlantik İttifakının hava savunma sistemleri ülkeyi dış tehditlerden koruyor. Ancak Erdoğan döneminde durum değişmeye başladı.

Ankara, 2015 yılında hava savunma sistemi almak istediğine dair planlarının olduğunu duyurdu. Türkiye ilk olarak Çin pazarına yöneldi ve Çin’in CPMIEC firmasının FD-2000 hava savunma sistemine talip oldu. Çin tarafından anlaşma yapıldığı bile duyuruldu. Ancak Çin tarafının teknolojisinin Ankara’ya devri konusunda kısa süreli belirsizlikler yaşandı. Bununla birlikte CPMIEC firmasının Suriye, İran ve Kuzey Kore’yle yaptığı işbirliği nedeniyle NATO’nun yaptırım uyguladığı bir firma olması da anlaşmayı zora soktu.

2015 yılının Ağustos ayında ABD’nin Gaziantep’teki, Almanya’nın ise Kahramanmaraş’taki hava savunma sistmelerini sebepsiz bir şekilde geri çekmesiyle Türkiye’nin güney sınırı savunmasız kaldı. Böylece ulusal bir hava savunma sistemi satın alma ihtiyacı daha gerekli hale geldi.

Suriye sınırında Rus uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye olası bir Rus tehdidine karşı acil hava savunma sistemine ihtiyaç duydu. Bunun üzerine Türkiye, bir hava savunma sistemi kurması konusunda Almanya’dan yardım istedi. Ancak Berlin bunu bir politik şantaj malzemesi olarak kullanma fırsatını kaçırmadı. Bundan sonra Ankara durumun radikal bir şekilde değiştiğinin ve NATO’nun artık Türk hava sahasının güvenliğinin garantörü olmadığını anladı.

Bunun üzerine Türkiye “KORAL Mobil Elektronik Harp Sistemi” adı verilen Aselsan tarafından üretilen yerli bir “radar karıştırı” sayesinde sınırı korumaya yeltendi. Ancak bu koruma sisteminin şimdiye kadar ne derece etkili olduğuna ilişkin detaylar gün yüzüne çıkmadı.

Aynı zamanda Erdoğan, ülkenin NATO’dan bağımsız bir hava savunması yaratma seçeneklerini de aramaya başladı. Bununla birlikte Rusya’yla olan gerilim nedeniyle destek için Moskova kartını masaya süremedi.

15 Temmuz’dan sonra şartlar değişmeye başladı

Bu komplike durum, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra değişmeye başladı. Erdoğan yönetimi NATO’da görevli askerlerin darbeye karıştıklarını iddia etti. Böylece Erdoğan, Kremlin’le barışma noktasında mükemmel bir fırsat yakalamış oldu. Bu şekilde Ankara-Moskova hattında bir stratejik ortaklık başlamış oldu.

10 Mart 2017 tarihinde Moskova’da Erdoğan ve Putin arasında gerçekleşen görüşmede, Erdoğan resmi olarak Rus S-400 hava savunma sistemlerini almak istediklerine dair niyetini açıkladı. Ardından Rostec CEO’su Sergei Chemezov, Türkiye’nin S-400 füzelerini almak için Rusya’dan kredi istediğini açıkladı. Chemezov’un açıklamasının arından Milli Savunma Bakanı Fikri Işık Rusya’dan alınacak S-400 hava savunma sisteminin NATO sistemine entegre edilmeyeceğini söyledi.

Rusya-Türkiye arasında S-400’lerin alımına ilişkin bir anlaşma gerçekleşirse bu şüphesiz bir sansasyon yaratacak. Bilindiği gibi Rusya henüz Çin dışında herhangi bir ülkeye bu sistemi satmış değil.

Peki neden Rusya S-400’lerin satışına karşı değil?

İlk olarak bu durum Rusya açısından NATO karşıtı propaganda için bulunmaz bir fırsat. İkincisi, Rusya, Kuzey Atlantik ittifakı için en büyük meydan okuma ve hatta tehdit anlamına gelecek bir askeri-teknik ve stratejik işbirliği için ön koşullar yaratacak.

Konunun, doğrudan Türkiye’nin ulusal güvenliğini sağlama sorunu ile ilgili bir başka yanı daha var. O da Ankara’nın NATO üyesi olmayan komşuları… Türkiye, bu komşulara karşı da bir koruma sağlamak için bağımsız bir hava savunma sistemi kurmak isteyecek.

Büyük olasılıkla Türkiye’de iki ayrı otonom hava savunma sistemi olacak.

1- Rus S-400’lerini temel alan bir sistem
2- İsrail menşeli ‘Arrow’, İngiltere-İtalya-Fransa konsorsiyumunun ürettiği PAAMS, ABD-Almanya-İtalya geliştiriciliğinde üreilen ‘MEADS’ veya ‘SAAM fr’

Böylece Rusya’dan alınması planlanan S-400’ler NATO sistemine entegre edilmeyecek, ancak ikinci sistem (örneğin Fransız ‘SAAM fr’) ittifakın altyapısına entegre edilebilecek.

Stratejistler, iki ayrı hava savunma sistemine sahip yeni yapının mevcut ‘KORAL radar karıştırıcı’ sistemi ile birlikte Türk hava sahasını etkin bir şekilde koruyabileceğine inanıyor.

Erdoğan’ın tehlikeli oyunu

Ankara’nın S-400’ü satın alma kararı, Türkiye’nin yeni askeri ve siyasi konumu açısından önemli bir adım. Bu kapsamda Erdoğan, kendi güçlerini ülke içinde ve bölgede güçlendirme potansiyelini kullanarak, Rusya ile NATO arasında bir arabulucu rolü oynamaya çalışıyor. Ancak bu çok karmaşık ve her zaman güvenli bir oyun değil, Ankara şu aşamada kendisi için başka bir alternatif görmüyor.

Powered by themekiller.com