Home Bidebunudinle ÖZEL – Bir başarı hikayesi: Betül Kacar’ın Türkiye’den NASA’ya uzanan yolculuğu
ÖZEL – Bir başarı hikayesi: Betül Kacar’ın Türkiye’den NASA’ya uzanan yolculuğu

ÖZEL – Bir başarı hikayesi: Betül Kacar’ın Türkiye’den NASA’ya uzanan yolculuğu

0
0

Bilim çalışmaları için NASA’nın burs verdiği ilk Türk Bilim kadını Astrobiyolog Betül Kacar, şimdi de astrobiyoloji çalışmaları için Arizona Üniversitesi’nden profesörlük teklifi aldı. Betül Kacar, başarı hikayesini ve bilim çalışmalarını RS FM‘de Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle‘ye anlattı.

Örnek alınacak bir başarı hikayesinin sahibi 33 yaşındaki Giresun’lu Türk bilim kadını Betül Kacar, başarılarıyla gururlandırmaya devam ediyor. Betül Kacar, 20 yaşında projesiyle NASA’ya başvurdu ve bilim çalışması için NASA’dan burs alarak NASA’da çalışmaya başladı. NASA’nın burs verdiği ilk Türk bilim kadını Hardvard Üniversitesi öğretim üyesi Astrobiyolog Betül Kacar, şimdi de Arizona Üniversitesi’nden profesörlük teklifi aldı. Arizona Üniversite’sindeki yeni görevini ve sevincini sosyal medya hesabından duyuran Türk bilim kadını Astrobiyolog Betül Kacar, başarı hikayesini ve bilim çalışmalarını Bidebunudinle’ye anlattı.

NASA’NIN ASTEROİDE GÖNDERDİĞİ ROBOTU İNCELEMESİ İÇİN, ARİZONA ÜNİVERSİTESİ’NDEN PROFESÖRLÜK TEKLİFİ ALDI
Arizona Üniversitesi’nden profesörlük teklifi almasının nedenini açıklayan 33 yaşındaki Türk bilim kadını Astrobiyolog Betül Kacar: “Astrobiyoloji hem astronomi yani yıldızları, hem de hayatı bağlayan bir alan. Aslında yeni de bir alan. NASA içerisinde bile 20-25 yıllı bir tarihçesi var gerçekten çok yeni bir alan. Biyolog olarak yani hücre çalışarak ve moleküler çalışarak, astrobiyoloji çalışan bildiğim kadarıyla bir be varım, bu o kadar yeni. Samanyolu galaksimizde yaklaşık 100 milyar gezen var. Bu 100 milyar gezegenin 40 milyarı dünyamızın boyutunda ve başka yaşam formlarının var olması açısından, dünyamızın büyüklüğünün önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu 40 milyar dünya boyutundaki gezegenin, 11 milyar tanesi de belki güneş etrafında dönüyor olabilir. Dolayısıyla 11 milyar tane dünyamıza benzeyen ve bir güneşin etrafında dönüyor olan başka diğer gezegen sistemlerinin varlığından bahsediyoruz. Dolayısıyla hayatı ararken de en az 11 milyar tane gezegene bakıyoruz. Fakat bu 11 milyar gezegene bakarken, burada ne aradığımızı tam olarak bilmiyoruz. Elbette şekil renkli uzaylılar aramıyoruz. Aradığımız şeyler daha mikroskobik düzeyde gözle göremeyeceğimiz küçük bakteriler oluyor ya da örneğin atmosferde oksijen ve su var mı buna bakıyoruz. Benim Arizona Üniversitesi’ndeki profesörlüğümün ilk sebebi, gözlem yaptığımız gazların ya da diğer oksijen ve nitrojenin nasıl bir yaşam formu oluşturabilir diye bakacak olmamız. İkinci sebebi de, NASA asteroidlere robot gönderiyor hatta bir tanesi birkaç ay önce gitti, yaklaşık 1 sene sonra da robot dünyaya geri gelecek. Geri geleceği yer de Arizona, bunu Arizona yönetiyor. Bu meteorlara ve asteroidlere inen robotların getirdiği, kaya ve meteor parçalarını laboratuarımda ben analiz edeceğim. Ve burada herhangi bir canlı var mı buna bakacağız” dedi.

 

 

KAZANDIĞI KİMYA BÖLÜMÜ’NDE OKUMAK İSTEMİYORDU, AMA BUNU NASA’YA KADAR UZANACAK BİR FIRSATA ÇEVİRDİ
Başarı hikayesini ve bilime adadığı hayatını anlatan Türk bilim kadını Betül Kacar: “İstanbul doğumluyum. Ailem Giresun Bulancaklı. Çocukluğum Giresun Bulancak’ta geçti. Üniversitede Marmara Üniversitesi Kimya Bölümü’ne girdim. Kimya bölümü okumak istemediğim bir bölümdü, fakat bir şekilde denk geldi diyelim. Ama ne ile karşılaşırsam daha pozitif bir şekilde, hayatımda bunu nasıl bir fırsata dönüştürebilirim diye düşünerek yaşamaya çalışıyorum. Genelde yapım böyledir, o zamanlar da böyleydi. Her zaman durum en kötüsü olsa bile, bazı şeyleri kendiniz kontrol edebiliyorsunuz. Türkiye’de kimya bölümünde okurken, Türkiye’de uluslararası konferanslar çok fazla oluyordu. Konferanslarda gönüllü olarak çalışmaya başladım ve proteinlere, molekülere aşık oldum, gerçekten çok etkilendim. Bilim insanlarının bir odada bilim hakkında konuşması, günlerce kendilerini kapatıp bir hastalığı çözmeye çalışması ya da aslında hayatımızı ne kadar etkileyen o çok küçük olguları algılamaya çalışmaları beni çok etkilemişti. Türkiye’de 20 yaşında üniversiteden mezun oldum ve tek başıma Amerika’ya göç ettim. 20 yaşında direk Parkinson ve Alzheimer üzerine doktora çalışmama başladım. Doktoraya biraz erken yaşta başladım, çünkü çok okumak istediğim için okula erken başlamıştım. Parkinson ve Alzheimer üzerine doktora yaptım. O dönem de evrim konusuna da biraz merak saldım, çok fazla tartışmalı bir konuydu. Ne oluyor, bunun mekanizması nedir diye çalışırken, astrobiyolojiyi ve NASA her ne kadar uzayı, diğer gezegenlerin oluşumunu ve diğer yıldız sistemlerini anlamaya çalışan bir kurum olsa da biyolojik çalışmalara da yatırım yaptığını öğrendim. Ve NASA’ya bir projeyle başvurdum, başvurum kabul aldı. Bu şekilde NASA Astrobiyoloji Enstitüsü’nde çalışmaya başladım. Yaklaşık 4-5 sene NASA’da çalıştım, şu an Harvard Üniversitesi’nde öğretim görevlisiyim. En son olarak da Arizona Üniversitesi’nden Astrobiyoloji Profesörlüğü teklifi aldım. Hikayem çok çalışma üzerine kurulu” diye belirtti.

Powered by themekiller.com