Home Haber Can Dündar ve Erdem Gül tahliye oldu!
Can Dündar ve Erdem Gül tahliye oldu!

Can Dündar ve Erdem Gül tahliye oldu!

0
0

Anayasa Mahkemesi, MİT TIR’larına ilişkin haber nedeniyle 26 Kasım’dan bu yana tutuklu olan gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül için ‘hak ihlali’ kararı vererek tahliye yolunu açtı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin kararına uyarak Dündar ve Gül’ü tahliye etti.

Anayasa Mahkemesi, şikayetçisi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olan MİT TIR’ları haberleri nedeniyle “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, cebir ve şiddet kullanarak T.C Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme” ile suçlanarak tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile basın ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğine” karar verdi. 3’e karşı 12 oyla “hak ihlali” kararı veren yüksek mahkeme, kararı “ihlalin ortadan kaldırılması için” davanın açıldığı 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Kararın mahkemeye ulaşmasının ardından Can Dündar ve Erdem Gül, 92 gündür tutuklu bulundukları Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye edildi. Mahkeme,  tahliye edilen gazeteciler için yurtdışına çıkış yasağı koydu.

AYM tarafından “Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerine ilişkin Erdem Gül ve Can Dündar kararı basın duyurusu” başlığı ile yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 25/2/2016 tarihinde Erdem Gül ve Can Dündar bireysel başvurusunda (B. No: 2015/18567), tutuklamanın hukuki olmadığı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği şikayetlerine ilişkin olarak başvurucuların Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ve ihlalin ortadan kaldırılması için kararın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.”

Kararın oy çokluğuyla alındığı, Anayasa Mahkemesi üyeleri Hicabi Dursun, Kadir Özkaya ve Rıdvan Güleç’in ret yönünde oy kullandıkları, genel kurula katılan diğer 12 üyenin ise ihlal yönünde oy verdiği öğrenildi. Anayasa Mahkemesi kararı, tahliyenin ardından davanın beraatla sonuçlanma ihtimalini de güçlendiriyor.

SÜREÇ NASIL İŞLEDİ
Adalet Bakanlığı AİHM’i işaret etmişti

AYM’nin başvuru hakkında görüş istediği Adalet Bakanlığı, AİHM’nin ifade özgürlüğüne ilişkin verdiği kararlara vurgu yaparak, bu kriterlerin dikkate alınması gerektiği değerlendirmesi yapmıştı. Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi’ne 13 Ocak’ta gönderdiği görüş yazısında, Dündar ve Gül’ün şikâyetlerinin olağan kanun yollarının tüketilip tüketilmediği hususunun değerlendirilmesi konusunda takdirin Anayasa Mahkemesi’ne ait olduğunu söylemişti. Görüş yazısında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ifade özgürlüğünün içeriği açısından genel bir sınırlama öngörülmediği belirtilerek, bu özgürlüğün meşru amaçlara dayalı olarak sınırlandırılabileceğinin belirtildiği aktarılmıştı.

Yazıda, Dündar ve Gül’ün şikâyetlerinin, ifade ve basın hürriyetine yapılan müdahalenin demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyaç baskısından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, müdahale ile beklenen amaç arasında makul bir dengenin bulunup bulunmadığı açısından yapılacak incelemede AİHM’nin ifade özgürlüğüne ilişkin verdiği kararların dikkate alınması gerektiği değerlendirilmişti.

Raportör de ‘hak ihlali’ demişti

AYM’ye yapılan başvuruda Dündar ve Gül’ün kaçmaları, delilleri yok etme veya değiştirme hallerinin bulunmadığı gerekçesi ile tutuklanmalarının anayasaya aykırı olduğu kaydedilmişti. AYM, 17 Şubat’ta yaptığı toplantıda başvuru dosyasını Genel Kurul’a sevk etmişti. AYM Raportörü de hazırladığı raporunda, iki gazetecinin yaptıkları haber nedeniyle tutuklanmasını “hak ihlali” olarak nitelendirmişti. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, beklenen toplantısını dün gerçekleştirdi.  AYM hak ilhali olduğuna karar verdi.

Karar Mahkemeye Ulaştı

ANAYASA Mahkemesi’nin, Can Dündar ile gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün özgürlük ve güvenliği ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine dair kısa kararı, akşam saatlerinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaştı.

2 sayfalık kararın “Başvurunun Konusu” başlıklı bölümünde, “Can Dündar ile Erdem Gül’ün farklı tarihlerde yaptıkları haberler nedeniyle ‘Silahlı Terör Örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme”, “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme” ve “Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama” suçlarından tutuklanmalarının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüğüklerinin ihlal ettiği iddialarına ilişkindir” denildi.

Kısa kararın “Hüküm” kısmında şu ifadelere yer verildi:

“1- “Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı kapsamında soruşturma dosyasına erişim imkanından yoksun bırakılmaya ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildi. Karar oybirliğiyle alındı.

2- Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı kapsamında tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verildi. Karar oybirliğiyle alındı.

3- İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verildi. Karar oybirliğiyle alındı.

4- Anayasa’nın 19. Maddesinin 3. fıkrasında güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verildi. Karar oyçokluğuyla alındı.

5- Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verildi. Karar oyçokluğuyla alındı.

Anayasa Mahkemesi, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ve Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine de karar verdi.

Avukatlar tahliye için dilekçe verdi

Kararın ardından, gözler, davaya bakacak İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çevrildi. Can Dündar ve Erdem Gül’ün avukatları AYM’nin kısa kararıyla birlikte 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kalemine geldi ve tahliye talepli dilekçelerini verdi.

Koridorda bunlar olurken, AYM kararı ve tahliye talebini değerlendirecek mahkeme heyeti “Tahşicelere Kumpas” davasında iddianameyi okuyordu. Avukatların kaleme verdiği dilekçe kısa bir işlem süresinin ardında salona götürüldü ve duruşma gören heyete teslim edildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin kararına uyarak Dündar ve Gül’ü tahliye etti.

Dava sürecinde neler yaşanmıştı?

MİT TIR’ları haberi, Cumhuriyet gazetesinde Can Dündar’ın imzasıyla “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” manşetiyle 29 Mayıs 2015’te yayımlandı. 12 Haziran 2015’te de, Erdem Gül’ün “Jandarma ‘var’ dedi” başlıklı haberi gazetenin manşetinden duyuruldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, yayın üzerine “Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme”, “siyasi ve askeri casusluk”, “gizli kalması gereken bilgileri açıklama”, “terör örgütünün propagandasını yapma” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da şikâyetçi oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Cumhuriyet ve Dündar’dan kişisel  olarak şikâyetçi oldu. Erdoğan, dilekçesinde, “Devletin menfaatlerini gerçeğe aykırı görüntü ve bilgileri yayınlamak suretiyle hedef alan şüphelinin bu eylemi kesinlikle gazetecilik olarak değerlendirilemez” iddiası öne sürüldü ve Dündar’ın bir kez ağırlaştırılmış müebbet, bir müebbet ve 42 yıl hapsi cezası ile cezalandırılması istendi.

26 Kasım 2015’te tutuklandılar

Can Dündar ve Erdem Gül, haklarında yaklaşık başlatılan soruşturma kapsamında 26 Kasım 2015 tarihinde saat 10.45’te İstanbul Adliyesi’ne gelerek hâkim karşısına çıktı. Saat 21:15 sıralarında kararını açıklayan Nöbetçi 7. Sulh Ceza Hâkimliği, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına hükmetti ve iki gazeteci tutuklandı.

Milyonların okuduğu haberler ve yazılar ‘casusluk delili’ sayıldı!

Can Dündar ve Erdem Gül hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) şikâyetçi olması üzerine savcı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianamede, Cumhuriyet gazetesi ve internet sitesinde yayımlanan yazı ve haberler dışında “delil” öne sürülemedi.

473 sayfalık iddianamenin 210. sayfasında Can Dündar’ın tutuklandığı gün olan 28 Kasım 2015’te verdiği savcılık ifadesine atıfta bulunulup ‘’Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait bu TIR’ların ve içerisindeki malzemelerin yasadışı bir örgüte (DAEŞ, El-Kaide, PKK vb.) gittiğine dair elinizde herhangi bir bilgi, belge veya delil var mı’’ sorusundan yola çıkılarak, ‘’Elde bilgi, belge olmadan Türkiye Cumhuriyeti devletinin ulusal ve uluslararası yararları bakımından gizli kalması gereken nitelikteki bilgiyi casusluk maksadıyla temin etmiş ve ifşa etmişlerdir’’ iddiası öne sürüldü.

Can Dündar 28 Şubat’taki ifadesinde elinde bilgi veya belge olup olmadığına ilişkin yöneltilen soruya ‘’Benim adli bir görevim söz konusu değildir. Bu tutanaklara veya arama kararlarına El-Kaide veya başka bir örgütün ne şekilde veya ne sebeple yazıldığını ben bilemiyorum. Benim bu yardım TIR’larının herhangi bir yasadışı örgüte gittiğine yönelik elimde herhangi bir bilgi belge yoktur ve böyle bir bilgiye de sahip değilim” yanıtını vermişti.

Duruşma 25 Nisan’da

MİT TIR’ları davasının ilk duruşması, 25 Mart’ta yapılacaktı. Ancak Can Dündar ve Erdem Gül’ün ek süre talebiyle duruşma 25 Nisan’a bırakıldı.

Can Dündar ve Erdem Gül, neyle suçlanıyor?

MİT TIR’larına ilişkin haber ve yazıları gerekçe gösterilerek tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül hakkında; ‘devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, cebir ve şiddet kullanarak T.C Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme’ iddiaları öne sürülerek ‘birer kez müebbet, birer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 30 yıl hapis cezası’ talep edildi.

Powered by themekiller.com