Home Haber Davutoğlu’nu deviren ‘Pelikan dosyası’ nasıl hazırlandı?
Davutoğlu’nu deviren ‘Pelikan dosyası’ nasıl hazırlandı?

Davutoğlu’nu deviren ‘Pelikan dosyası’ nasıl hazırlandı?

0
0

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tasfiyesi sürecinde önemli rol oynayan Pelikan Dosyası tartışmaları alevlendi. Pelikan Dosyası’na dair yeni iddialar ortaya atıldı

Geçen yıl Mayıs ayında paylaşılan Pelikan Dosyası’na dair yeni iddialar ortaya atıldı. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlık’tan çekilmesiyle sonuçlanan Pelikan Dosyası’nda, Davutoğlu ile Saray arasında yaşanan gerginliklere dair ifadeler ileri sürülmüştü.

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Fırat Erez’in kendi blog adresinde yer verdiği yeni iddialarda ise Pelikan Dosyası’nın nasıl hazırlandığına ilişkin dikkat çeken cümleler kullanılıyor.

Pelikan Dosyası’nın yazıldığı Kuzguncuk’taki Beyaz Köşk’te bulunduğunu ileri süren Fırat Erez, “Başlangıç” ve “Kişisel tanıklık” olmak üzere iki yazı yayınladı.

Yazıda, dosyanın hazırlandığı yalıya ilişkin bir de fotoğraf yer aldı.
Kabul ediyorum, gidiş gelişlerim başlıyor. Ekim ayı. 2015…

Bu durum uzun sürmüyor. Daha bir hafta geçmeden Süheyb Öğüt benden sürekli mesai yapmamı ve başta organizasyonun ağıt topu “Günün Yalanları” olmak üzere, diğer birkaç sitenin de yönetimini teklif ediyor. O zaman için kurulan siteler 3-4’ü geçmiyor. En yoğun işi olan Günün Yalanları. Diğerlerinin toplamının, onun yarısı kadar iş yükü yok. Sırasıyla “Taze Mazi”, “HDP gerçekleri” ve “Demokrasi Günlüğü”…

Hepsinde kurumsal acemilikler var ve başta Günün Yalanları olmak üzere sırayla üzerlerinde çalışıyorum. Buradaki “üzerlerinde çalışmak” kurumsal kimliği toparlamak anlamında. Aynı anda içerik üretimi, özellikle de “Günün Yalanları” için yalan avcılığım sürüyor.

Tek soru şu; Bu değirmenin suyu nereden geliyor?
İçinde sonradan kişi başına 4-5 bin liralık olduğunu öğrendiğim ücretlendirmenin olduğu, 17 kadar insanın çalıştığı ve aylık 20 bin tl kirası olan bu yer nasıl finanse ediliyor?

Cevap; “Medipol sponsorumuz.” (Hastane? Üniversite? Nasıl? Neden? …bu kadarını sormuyorum.)

İşler yürüyor,
Sitelerin ve hesapların logoları, tasarımları çalışılıyor, profil fotoğrafları (logolar) ve başlık (fon) görselleri üretiliyor, Bhosphorus Global’in kurumsal kimliğine çalışılıyor, birkaç video, Süheyb Öğüt’ün git gel aklının sonucu bazı kampanya patinajları yapılıyor (Muhalif tipleri Pokemonlarla kimlikleştirip seslendirmeler, illüstre etmeler gibi) ve 4 aylık sürem boyunca 2 kez denk geldiğim, 3 ayda bir faaliyet raporu hazırlanıyor.

Bu rapor, Süheyb Öğüt ve Hilal Kaplan’ın söylediklerine göre yine 3 ayda bir onun müsait zamanına göre belirlenen vakitlerde R.T.Erdoğan’a yüzyüze yapılan görüşmelerde kendisine sunuluyor.

Bekir Bozdağ, Sümeyye Erdoğan, Egemen Bağış, orada bulunduğum 4 aylık süre boyunca, yalıya ziyaretlerine şahit olduklarımdan bazıları…

Yalıda işleri idare eden Süheyb Öğüt (Ve İdris Kardaş ama o sonradan, ileride belki anlatılacak bir sürecin sonunda işten ayrılıyor.) ancak Hilal Kaplan da elbette sürekli orada.

Söylenen, ben orada henüz yokken aralarında bir tartışma yaşandığı ve görev paylaşımına giderek idareyi Süheybin almasına aralarında karar verdikleri fakat ilginç bir durum var;

Çalışan herkesin dahil olduğu bir whatsapp grubu var ve orada Süheyb Öğüt yok. Onun yerine Hilal Kaplan var. İşler daha alt gruplarda halledilirken o genel grupta günlük siyasi konular tartışılıp paylaşılıyor ve Hilal’in sürekli, bıktıran “Reis” endokrinizasyonunundan geçilmiyor ki problem de orada başlıyor.

Bir “Kötü Davutoğlu” tezviratı en baştan beri var.
Pek ilgilenmesem de, başlangıçta “muhtemelen tali bir iktidar kavgasıdır” deyip geçsem de düşmanlığın dozu giderek artıyor, giderek medyaya da yansıyor.

O zamanlar pek anlam veremediğim bir başka olgu daha var.
Şahsen tanıdığım, birkaç kere Uzay Tv’deki programlarına konuk olduğum Ufuk Coşkun ve Ekin Gün, RegionPost adındaki haber sitelerinde sürekli Davutoğlu’nu kötüleyen, “Reis tek başına savaşıyor” minvalinde yazılar yayınlıyorlar ve Twitterda da sürekli bu fikri işliyorlar.

(Sonradan RegionPost ile BosphorusGlobal’in yaklaşık aynı zamanda kurulduklarını öğreniyorum)

Pek önemsemiyor hatta bazen alay ediyorum.
İkisi de ne içerik ve ne de dil/argümantasyon açısından fazla ciddiye alınacak kişiler değiller ama tabii neden ve nasıl bir haber sitesi sahibi olabildikleri sorusu da akıl kurcalıyor..

Ben önemsemesem de “reisci”, Erdoğan’ın başta Davutoğlu herkese karşı tek başına savaştığına ve hep ihanete uğradığına inanan hatırı sayılır bir kitle oluşturuyorlar.

Müslümanların “Fitne” dedikleri olgunun nadide bir örneği sergileniyor.

Bir taraftan yalının whatsapp grubunda da giderek gerilim oluşmaya başlıyor.

Genelde kişi kültüne karşı allerjisi olan ben ile Hilal Kaplan arasındaki atışmalar çoğalmaya başlıyor.
Sürekli bir Etyen Mahçupyan konusu dönüyor, hemen her yazısı olay oluyor ve ben kendimi onu savunur, Hilal ile didişirken buluyorum.

Süheyb ile böyle bir sorunumuz yok çünkü o grupta değil ve fikirlerini bilmiyorum ancak Hilal ile aramızdaki gerilim her geçen gün artıyor.

Muhtemelen zirve 1303 imzalı şu meşhur “Barış İçin Akademisyenler” bildirisi.

Bildiri benim için de bir entelektüel sefalet örneği (Hala da öyle) ancak imzacılara yaptırım uygulanmasına karşıyım.
Erdoğan ise esip gürlüyor.
Buna karşılık Davutoğlu sakin ve yine entelektüel açıdan eleştiriyor.
Bir ikilik olduğu kesin..

Bu ikilik bizdeki yazışmalara çok daha sert yansıyor, Hilal Kaplan ile aramızdaki gerilim giderek artıyor ve son yaklaşıyor.

Muhtemelen Türkiyedeki herkes “Bu da nedir? Bu nasıl bir saçmalık?” sorularını sorarken, işi tezgahlayanlar hariç meseleye vakıf olan ülkedeki tek kişiyim.

Bu yazı yeterince uzadı.

Elbet daha anlatılacak çok şey var ve anlatılacaklar da..

Şimdilik “Bosphorus Global nedir? Kaç paraya kimler tarafından, ne için kurulmuştur?” sorularına, nümerik değerler ve isimler konusunda isabetli ama içerik ve anlam/kavram konusunda bazı eksik ile yanlışları olan şu karşı blogları, adresleriyle ekleyelim.
En altta da meşhur “Pelikan Dosyası” zırvalığı var.

Önemli birkaç notu ekleyelim;

Bildiriyi ilk yayan Merve Taşçı yalıda çalışmıyor ancak sürekli gelip giden bir kız çocuğu.
Yine bazı kaynaklarda “yalıda çalışıyor” dendiğini görebileceğiniz Atifet Ulusoy da bir çalışan değil.
(Belki Yalıya hiç gelmemiştir ama yönetilmesi özellikle de Twitter/DM’den çok kolay yönlendirilebilecek, aşırı hevesli ve saf birisi)
Elif Şahin bir yalı çalışanı ve Filiz Gündüz de önceden öyleydi.
Bosphorus Global “Filiz Gündüz bizde çalışmıyor” diyerek iddiayı reddetti ama önceden çalıştığını ve (ben ayrıldığımda da halen) whatsapp grubunda kalmaya, yalıya gidip gelmeye, dışardan destek vermeye devam ettiğini gizledi.

Bu az takipçili “alet edilenler” dışında Cemil Barlas, Haşmet Babaoğlu gibi çok takipçililer için söylenecekler sonraya…

Powered by themekiller.com