Home Haber Haaretz: Erdoğan başka bir atak yapmazsa, referandumda kazandıklarını 2019’da kaybedeceğini biliyor
Haaretz: Erdoğan başka bir atak yapmazsa, referandumda kazandıklarını 2019’da kaybedeceğini biliyor

Haaretz: Erdoğan başka bir atak yapmazsa, referandumda kazandıklarını 2019’da kaybedeceğini biliyor

0
0

16 Nisan’da yapılan referandumu değerlendiren İrail Haaretz gazetesi, Erdoğan’ın başka bir atak yapmazsa, referandumda kazandığı süper güçlü kazanımlarını da 2019 seçimlerinde kaybedeceğini yazdı.

İstanbul sokaklarında dolaşarak referandumun nabzını tutan Haaretz yazarı Gazeteci Louis Fishman, referandum sürecini ve sonrasını yazdı. ‘Hükümetin elinde ‘Evet’i desteklemek için her türlü güç vardı’ diyen Fishman, buna karşın muhaliflerin ve gazetecilerin hapishanelerde tutulduğunu vurguladı. Olağanüstü Hal (OHAL) altında gerçekleşen referandum sürecinin adil olmadığını belirtti.

“Türkiye Cumhuriyeti’nin ölüp gömüldüğünü söylemek için henüz çok erken” diyen Fishman, Cumhurbaşkanının maksimum popülaritesinin ancak yüzde 50’ye ulaşabildiğinin altını çizdi.

Yazıda referandum ve sonrasına ilişkin şu tespitlere yer verildi:

Her yerde, giderek daha da büyük olmak üzere, Erdoğan’ın ve Başbakan Yıldırım’ın afişleri vardı. Bunun yanında sokaklara ‘Evet’ yazılı pankartlar açılmıştı. Bütün bunlar ise ‘daha iyi’ bir Türkiye için evet oyu kullanılması için yapılıyordu.

Referandumdaki haksızlık, her yerde ‘Evet’ yazılı pankartlarla sınırlı değildi. Tüm referandum süreci OHAL altında geçti. Hükümetin elinde ne isterse yaptığı bir el varken, hayır cephesinin önde gelen isimleri hapishanelerde sıkışıp kaldı. Tıpkı HDP liderleri Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi… Hükümeti eleştiren diğer isimler, Ahmet Şık ve Kadri gürsel gibi de kocaman bir yığın gazeteci…

Yine de bazı anketlerin, hükümeti çok önde göstermesine rağmen sandıktan devasa bir sürprizle ucu ucuna ‘Evet’ çıktı.

Sandık sonuçlarının açıklanmasının ardından protestolar sokaklardan Yüksek Seçim Kurulu’nun önüne sıçradı. Bunun nedeni ise bir milyonun üzerindeki ‘mühürsüz oyların’ son dakikada geçerli sayılması. Ve bunun yanında bir liste dolusu olağandışılık da vardı. Buna rağmen yapılan çağrılardan bir sonuç çıkmadı. Şimdilik sürecin yasallığı Erdoğan’da kalmış bulunuyor.

Peki şimdi nerede duruyoruz? Bazı analistler Türkiye Cumhuriyeti’nin sona erdiğini duyururken bazıları da demokrasiyle otokrasinin savaşından bahsediyor. Bu çatallaşma sürecinden bahsedenler şunu kaçırıyor: Eğer, OHAL şartları altında ‘Hayır’ kazansaydı, bürokrasiyi elinde tutan Erdoğan ve AKP’si, referandumdan çıkan sonuçtan bağımsız olarak davranabilir ve referandum sonucunu yok sayarak sürece devam edebilirdi.

Bununla beraber, politik atmosfer, sadece seçmenler arasındaki kutuplaşmayı artırmış görünüyor.

Şimdi, yenik düşenler, Erdoğan’a muhalif olanlar, faşist bir diktatörlük altında ölüme mahkum olmaktansa tek umut olarak vatanlarını terketmeyi düşünüyor, denilebilir.

Hayır, Erdoğan’a karşı sürdürülen mücadelede oyun bitmedi. Dünün Erdoğan’ı, bugününkinden farklı değil. O, mesajı aldı ve popülaritesinin maksimum yüzde 50’ye çıkabildiğini gördü. Eğer ki başka bir atak yapmazsa, referandumda kazandığı süper güçlü kazanımlarını da 2019 seçimlerinde kaybedeceğini biliyor.

Seçimde oyların çalındığına inanmalarına rağmen bu kadar yüksek bir sonuca ulaşan muhalifler, cesaretlerini topladı ve hala hayatta olduklarını gördü. Buna rağmen süreç böyle işlemeyecek. Hükümetin, sokaktaki muhalifleri yakalama isteği artacağından, bu süreç, sessiz bir direnmeye dönecek.

Erdoğan’ın kendini yeniden değerlendirmeye ihtiyacı olduğu kadar muhaliflerin de var.

Powered by themekiller.com