Home Medya Mahçupyan: Türkiye entelektüel duruş ve uğraş vermenin anlamlı olmadığı bir ülkeye dönüşüyor
Mahçupyan: Türkiye entelektüel duruş ve uğraş vermenin anlamlı olmadığı bir ülkeye dönüşüyor

Mahçupyan: Türkiye entelektüel duruş ve uğraş vermenin anlamlı olmadığı bir ülkeye dönüşüyor

0
0

Siyasetin toplumsal alan üzerinde hegemonya kurduğu bir dönemden geçiyoruz” diyen Karar yazarı Etyen Mahçupyan, siyasetin bilinçli kutuplaştırma tehdidi altında kalan toplumsal alanın, aidiyetler üzerinden daraltıldığı ve ayrıştırıldığını söyledi.

Söz konusu daralma ve ayrışmanın uzun vadeli ve kalıcı bir sonucu daha olduğuna dikkat çeken Mahçupyan, “Türkiye entelektüel duruş ve uğraş vermenin anlamlı olmadığı bir ülkeye dönüşüyor. Çabalar siyasetin altında boğuluyor, duyulmuyor ve derinlikli olan her şey sığ ve yüzeysel bir kapışmanın ortasında eriyip gidiyor.” diye yazdı.

Mahçupyan’ın “Muhafazakar zihnin fakirleşmesi” başlıklı yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Topluma ait her şey siyasi prizma içinden süzülerek anlam kazanıyor ve siyasetçiler de etki alanlarının genişlemesinden memnunlar. Öte yandan siyaset halen cemaatçiliği ve kimlikçiliği sürdürüyor. Çünkü bir meseleyi ‘ideolojik’ kılmanın, kişinin aidiyeti üzerinden daraltmanın en kolay yolu bu… Böylece iktidarı da muhalefeti de, kendi ‘tabanına’ hükmettiğini düşünüyor ve kavga zamanlarında haklı da çıkıyor. Sonuç, siyasetin bilinçli kutuplaştırma tehdidi altında kalan toplumsal alanın, aidiyetler üzerinden daraltılması ve ayrışmasıdır.

Bu durum genel bir toplumsal tartışmaya meydan açmadığı için bizatihi sakıncalı. İstediğimiz kadar ‘tek toplum’ diyelim, siyasete hakim olma uğruna tek toplumun yaşama zeminini kendi elimizle ortadan kaldırıyoruz. Cumhurbaşkanlığı sistemi bu durumu daha da ağırlaştırdı… Çünkü artık çok daha fazla oya ihtiyaç var ve bu da daha derin bir kırılmaya muhtaç. Ancak söz konusu daralma ve ayrışmanın uzun vadeli ve kalıcı bir sonucu daha bulunuyor: Türkiye entelektüel duruş ve uğraş vermenin anlamlı olmadığı bir ülkeye dönüşüyor. Çabalar siyasetin altında boğuluyor, duyulmuyor ve derinlikli olan her şey sığ ve yüzeysel bir kapışmanın ortasında eriyip gidiyor.

Altını çizmek gerek ki söz konusu bireyselleşmenin asıl maliyetini muhafazakarlar ödeyecek. Çünkü böyle dönemler kişinin ülkesel sınırlar dışında ‘nefes’ alacağı alanlar aramasına neden olur ve entelektüel duruşun imkanları böyle alanların bulunup bulunmamasına bağlıdır. Laik kesim bu açıdan şanslı… Batı dünyası ile yoğun bir ilişki içinde ve orada entelektüel çeşitlilik, özgürlük ve yaratıcılık yelpazesi ‘başkalarını’ da içine almaya çok müsait. Kültürel benzeşme söz konusu ilişkiyi sosyolojik olarak rahatlattığı ölçüde, laik kesimin parlak yeni kuşağına da ev sahipliği yapıyor.

Bu ‘beyin ve gönül göçünün’ muhafazakarlar için iyi olduğunu düşünenler olabilir. Laik kesimin kültürel hegemonyasının bu şekilde biteceğini ve kendilerine yol açılacağını sanabilirler. Ne var ki meseleye bu terminoloji içinden bakmak bile, entelektüel olamama halinin bir göstergesidir

Powered by themekiller.com