Home Medya ‘Noel Baba’yı nasıl bilirsiniz!
‘Noel Baba’yı nasıl bilirsiniz!

‘Noel Baba’yı nasıl bilirsiniz!

0
0

Kutuplara yakın, çok yakın bir yerde yaşayan bir adam varmış. Çocukları çok seven bu iyi kalpli adam onlara hediyeler getirirmiş. Yaban hayvanlarından korunmak için kapısı tepesinde olan o eskimo evlerinin kapılarına bırakırmış belki de o hediyeleri… Bir masal bu. Kuzey Avrupa ülkelerinde yüzyıllardır anlatılan bir İskandinav masalı.
Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfiyle yani 1492’den sonra bu iyi kalpli adamın masalı göçmenlerle birlikte Amerika’ya taşınmış. Tabii Amerika’da o evlerin tepesindeki kapılar bacaya dönüşmüş. Yani o iyi adam çocuklara hediyeleri bacalardan bırakmaya başlamış.
Bu masal kahramanını ete kemiğe dönüştüren ise bir şiir olur. 1820’lerde Clement Clarke Moore “Noel’den Önceki Geceydi” adıyla bilinen Aziz Nikola’nın Ziyareti adlı bir şiir yazar. O şiirde Noel Baba’yı tarif eder:
“Gözleri nasıl da parıldar/ Gamzeleri ne kadar şen/ Yanakları güle benzer/ Burnu ise kiraza/ Geniş yüzüyle kahkaha attığı da ho ho holar yuvarlacık göbeği/ Tombul, tıknaz, yaşlı ve neşeli bir cin gibi.” İşte Noel Baba doğmuştur artık.
3 Ocak 1863’te ise ilk görseli ortaya çıkar Noel Baba’nın. Kuzey Amerika’da Harpers Weekly adlı gazetenin birinci sayfasında ressam Thomas Nast’a ait kocaman bir resim yayımlanır. Köleliğin kaldırılmasını isteyen Kuzeyliler ile köleliğin sürmesini isteyen Güneylilerin savaşını yani Amerikan iç savaşını anlatır resim. İşte o resimde Noel Baba, cephedeki Kuzeyli askerlerin yanındadır. Onlara moral vermek için hediyeler getirmiştir. Hediyelerinden birisi de Güneylilerin liderinin kuklasıdır. Sevgi ve umut temsilcisi Noel Baba, ezilenden yana tavır almıştır bir anlamda.
Sunay Akın defalarca anlatmıştır bu masal kahramanının doğuş hikâyesini. Hem de belgeleriyle birlikte. Her yılbaşı yaklaştığında “Noel Baba’nın dinle ilgisi yok. O bir şiir ve masal kahramanıdır” demiştir.
Tabii anlayana ve dinleyene…
Kaldı ki dini bir figür de olabilirdi Noel Baba. Ama cahilliğin prim yaptığı bir kesim için o kendinden değildi. Dolayısıyla neyi temsil ettiğinin de bir anlamı yoktu. Onun için okuyup, öğrenmesine de gerek yoktu. Her yılbaşı öncesi olduğu gibi yumruklanmalı, bıçaklanmalı, sünnet edilmeli ve kovulmalıydı. Ve bu kez daha açıktan, daha çok bağırarak çağırarak daha pervasızca yapılmalıydı.
Onunla birlikte yılbaşını kutlayanlar, gerçeğin peşinde koşan gazeteciler, barış isteyen akademisyenler, sanatçılar ne kadar muhalif varsa onlar da susturulmalı, korkutulmalıydı. İktidarı eleştirme cüreti gösteren tweet atanlar birer birer toplanıp cezaevine atılmalıydı. Otobüslerde ve kahvehanelerde insanlara laikliği anlatıp savunan gençlere terörist muamelesi yapılmalıydı.
Nefret saçanlar, tehdit edenler, hedef gösterenler ise belki göstermelik olarak sorgulanıp serbest bırakılmalıydı.
IŞİD tarafından katledilenler yılbaşını kutladıkları için şehit sayılmamalıydı.
Son dönemlerde ağızlarından “ülkenin bölünmesine izin vermeyeceğiz” klişesini düşürmeyenler sayesinde ne yazık ki ülke çoktan bölündü.
Yazının devamı için

Powered by themekiller.com