Home Bidebunudinle ÖZEL – Necati Özkan: Referandum kampanyasında görülmemiş bir adaletsizlik var
ÖZEL – Necati Özkan: Referandum kampanyasında görülmemiş bir adaletsizlik var

ÖZEL – Necati Özkan: Referandum kampanyasında görülmemiş bir adaletsizlik var

0
0

Yeni anayasa değişikliği referandumu için partilerin propagandaları devam ediyor. ‘Evet’ ve ‘hayır’ cephesinde, yeni anayasadaki 18 maddenin ve başkanlık sistemi propagandasının değerlendirmesini, Siyasal İletişim Uzmanı Necati Özkan, RS FM‘de Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle‘ye yaptı. Özkan: “AK Parti’nin başkanlık sistemi tanımı, Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi denilen sistem bugüne kadar dünyada ilk defa ortaya konulan tanımlama” açıklamasında bulundu.
Başkanlık sistemi için ‘evet’ mi çıkacak, yoksa ‘hayır’ mı, herkes bu sorunun yanıtını merak ediyor.  Partilerin tutumlarını ve çalışmalarını konunun uzmanları yakından takip ederek, yorumlarda bulunuyor. Bu uzmanlardan biri olan Siyasal İletişim Uzmanı Necati Özkan, Yavuz Oğhan’a konuştu. ‘Evet’in merkezi AK Parti’yi değerlendiren ve bu değerlendirmede özellikle Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını elen alan Özkan: ” Şuan geldiğimiz noktada tek bir madde bile konuşulmuyor artık. Bildiğiniz gibi demokrasilerde 4 türlü demokratik yönetim sistemi var. Parlamenter sistem, başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi ve meclis hükümet sistemi. AK Parti önce bunlardan hangisini getirdiklerini anlatmaya çalıştı, başkanlık sistemi getirelim diye başladı. Sonra getirilmek istenen bu sistemin diğer ülkelerdeki demokratik başkanlık sistemiyle çok da ilgisini olmadığı, daha çok güçlerin birliği sistemi ve bundan da öte tek kişi yönetim sistemi olduğu anlaşıldığında, yeni bir tanıma ihtiyaç duyuldu. Ve ‘Türk Tipi Başkanlık Sistemi’ dendi. Buna eleştiri gelince de ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ dendi. ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ denilen sistem aslında bugüne kadar dünyada ilk defa ortaya konulan tanımlama” diyerek devam etti.


ÖZKAN: “BU SİSTEME NE AD VERİRSENİZ VERİN, ADI DEMOKRATİK BİR SİSTEM OLAMAZ”
AK Parti’nin başkanlık sistemi tanımı olan ‘Cumhurbaşkanı Hükümet’ sisteminin ne içerip içermediğini de yorumlayan Özkan: “Bu tanımlamanın içinde demokratiklik yok, onun dışında her şey var. Kuvvetler birliğini denetleyecek bir mekanizma olmadığından bu sisteme isim olarak ne verirseniz verin, bu sistemin adı demokratik bir sistem olmaz. Kampanya başlamadan önce AK Parti tarafında, biz buna ne diyelim ki ikna aşamalarını getirebilelim meselesi vardı. AK Parti’nin ilk referandum reklam filmlerinde ne referandumdan ne de getirilecek sistemin detaylarından bahsediliyor. AK Parti’nin referandum kampanyasında, reklam filmlerinde, basın tanıtımda bütçe olarak neredeyse Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bugüne kadar yapılmış olan bütün kampanyaları birkaç kat kez geride bıraktı. Türkiye’de 24 tane televizyon kanalı var ve bunlardan 22si neredeyse evet -kampanyasının yanında” dedi.
AK Parti’nin referandum reklamlarını da değerlendiren Özkan: “Her kanalda gösterilen büyük prodüksiyonlu reklam filmleri bana ne diyor diye baktığınız zaman, bir şey demediğini de görüyorsunuz. Bu tür reklamlar yapılacak değişikliği ve değişikliğin rasyonelliğini anlatması ve böyle ikna etmesi gerekirken buralarda bir fikrin olmadığı, duygularla, hamasetle, değerlerle devam eden bir kampanya olduğunu görüyoruz. Bu reklamlar ve yürütülen kampanya 18 maddenin biz ne getireceğini anlatmıyor. Evet kampanyasının tek sesli ama fikir içermeyen, sadece Türkiye tahinini değil dünya tarihinin bütçe olarak önemli olan bir kampanya olduğunu söyleyebiliriz. İlk defa dini değerlerin bu kadar kullanıldığına şahit oluyoruz. Bunlar bize bu kampanyanın, bugüne kadar bildiklerimiz gibi olmadığını gösteriyor” diye belirtti.
“HAYIR KAMPANYASINDA YÜZLERCE FARKLI SES VE RENK VAR”
‘Hayır’ tarafının kampanyalarını da değerlendiren Özkan: Evet kampanyasının gücüne karşılık, hayır tarafında büyük bir zafiyet var. Hayır kampanyasının gerçek bir merkezi ve liderliliği, tek seslilik yok. Hayır kampanyasında bütçe, medya kullanımı, medyası, saha örgütlenmesi yok. Ama hayır kampanyasında yüzlerce farklı ses var, yüzlerce farklı renk ve ton var. ‘Hayır’ın en önemli aDresi CHP, karşısındaki kamu gücünü ve devasa AK Parti propagandasını bildiği için yapabilecekleri ister istemez sınırlı. Bir şey söylemeden yada sözcülerini çok konuşturmadan onları bildiğimiz geleneksel CHP hatalarına düşürmeden bir kampanya yapmak adına muhtemelen kendini biraz geri çekti. Hayır kampanyasında Türkiye’de ilk kez vatandaş yükseltisi ve sivil inisiyatif durumu gözleniyor. İlk kez ülkede bir partinin, propagandasıyla sunduğu bir şey olmayıp seçim kampanyasında vatandaşının kendisini kendisinden başka kurtaracak gücün kalamadığını inanlardan oluşuyor. Türkiye’de demokrasisinin, huzurun ve barışın kaybolabileceğine inanan çeşitli toplumsal kesimler kampanya merkezi haline dönüştüler” dedi.
“EVET’ TEK MERKEZLİYKEN, ‘HAYIR’ İNSANLARIN KENDİ İSTEĞİYLE İŞİN İÇİNDE OLDUĞU BİR KAMPANYA”
‘Evet’ ve ‘hayır’ kampanyasını karşılaştıran Necati Özkan: “Evet tarafı tek merkezli, tek sesli, büyük bağıran, büyük bir güç iken, hayır tarafı yüzlerce sesten, cılız seslerden oluşan ama vatandaşın işin içine kendi isteğiyle kendi inisiyatifiyle girdiği bir kampanya. Dolayısıyla bu ikisinden hangisinin etkili olacağını göreceğiz. İlk kez denenen ve ilk kez rastladığımız bir durum bu” diyerek belirtti.

”HAYIR’I SEÇENLERİN HEDEF GÖSTERİLMESİ CİDDİ BİR PROBLEM”
Türkiye televizyonlarının 24’ünden 22 sinin AK Parti propagandasını yaptığına dikkat çeken Özkan: Önemli bir adaletsizlik var burada. Hayır kampanyası kendisini ifade edebilecek bir platform bulamıyor. Devletin bütün örgütlü gücü belediyeler, kaymaklıklar, valilikler ve hatta Doğu ve Güney Doğu’da devletin güvenlik güçleri ‘ya devletin yanındasın ya devletin karşısındasın’ diyerek seçmeni baskılamaya başlamışsa burada ciddi bir problem var demektir. Bu problemler birleştiği zaman referandumunun meşruiyetine büyük gölge düşürebilir. AK Parti ve Evet Kampanyasının sözcüleri hayır diyenlerin çeşitli teröristlerle beraber olduğunu söyleyerek, darbecilerle beraber olacağını, dolayısıyla düşman olacağını söyleyen bir retorik kullanıyorlar. ‘Hayır’ı seçenler doğrudan hedefleniyor. Bu da bir ilk, bu sürece kadar Türkiye tarafından pek görülmüş bir durum değil” şeklinde konuştu.
“DEMOKRASİ İÇİN MUTLAKA OY KULLANILMALI”
Demokratik hakların ve değerlerin kaybolmaması için oy kullanmaya çağrı yapan Özkan: “Seçmenler kardeşçe bir şekilde mutlaka oy kullanmalı, bu seçim Türkiye’nin 3-5 yılını değil, 50-70 yılını değiştirecek olan bir karar. Bu değerlerin külliyen kaybına neden olacak olan bu önemli günde, mutlaka oy kullanmaları gerekiyor” dedi.
NECATİ ÖZKAN: “BU NASIL BİR KAFA KIRILMASIDIR?”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışanının sosyal medyadan yazdığı “Sevgili dostlar. CHP açıkça savaş ilan ederek bu hususta elinden geleni ardına koymamaktadır. Meclis de başladıkları saldırganlıklarını tüm eylem ve söylemleri ile EVETçilerin üzerine çevirmişlerdir. 17 Nisan günü savaşı kazanınca, bunların karıları ve kızları ganimet olarak evetçiler helaldir” sözlerine tepki gösteren Siyasal İletişim Uzmanı Necati Özkan: “Bu imam cemaat meselesi. Eğer siyasetçiler politik hedefi ele geçirmek için, bütün değerleri kullanıp fütursuzluk yaparlarsa bunun tabanda, toplumda ne gibi tehlikeli noktalara gidebileceğinin muazzam bir örneği bu. Bu nasıl bir kafa kırılmasıdır ki, insanlar kendi vatandaşlarını sırf farklı bir düşünceyi destekliyor diye bir düşman olarak görebiliyorlar. İnsanlar bir demokratik sürecin sonucunda oylama karşı tarafta olanların karılarını, kızlarını bir savaş ganimeti olarak görebiliyorlar” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Powered by themekiller.com