Home Bidebunudinle ÖZEL – Yargıçlar Sendikası Üyesi Köse: Türkiye çok ciddi bir risk alıyor
ÖZEL – Yargıçlar Sendikası Üyesi Köse: Türkiye çok ciddi bir risk alıyor

ÖZEL – Yargıçlar Sendikası Üyesi Köse: Türkiye çok ciddi bir risk alıyor

0
0

Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ’ın HSK kararıyla Şanlıurfa’ya sürgün edilmesini RS FM’de Yavuz Oğhan’dan Bidebudinle’de değerlendiren Yargıçlar Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Nuh Hüseyin Köse: “Şu anda da ben konuşuyorum, umarım sırada ben yokumdur. Mustafa Karadağ’ın sürgün edilmesiyle ilgili bir gerekçe yok, sadece bir kararnameye konuldu” diye belirtti.

Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ, Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) kararıyla Ankara’dan Şanlıurfa’ya sürgün edildi. Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ’ın onayı alınmadan HSK tarafından Şanlıurfa’ya tayin edilmesi ve aile mahkemesi hakimi görevinin değiştirilmesi tepki gördü. Mustafa Karadağ’ın Şanlıurfa’ya sürgün edilmesine tepki gösteren İstanbul Barosu ve Yargıçlar Sendikası, Kartal Anadolu Adliyesi’nde yaptıkları ortak basın açıklamasında, Mustafa Karadağ’a haksız ve hukuksuzca yapılan sürgünün tüm yargıç ve savcılara karşı yapıldığına dikkat çekilerek, Şanlıurfa’ya tayin edilmesi ve aile mahkemesi hakimi görevinin değiştirilmesine tepki gösterildi. Yargıçlar Sendikası Mustafa Karadağ’ın Ankara’daki görevinden alınıp Şanlıurfa’ya sürülmesine tepki gösteren Yargıçlar Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Nuh Hüseyin Köse: “Bizler konuşuyoruz ama tabii ki kaygılıyız. Ama bu sadece atanma kaygısı değil. Onun ötesinde kaygılar da var biz şu an OHAL dönemindeyiz. Herhangi bir KHK’la mesleğimize son verilebileceği gibi, diplomamızın tamamen elimizden alınacağı gibi, özgürlüğümüz de elimizden alınacak. Böyle bir dönemden geçiyoruz, bu anlamdan bakıldığı zaman 1980lerin Türkiye’sinden daha da zor bir süreç yaşıyoruz” dedi.

Mustafa Karadağ’ın Ankara’daki görevinden alınıp Şanlıurfa’ya sürülmesinin gerekçelerini değerlendiren Nuh Hüseyin Köse: “Mustafa Karadağ’ın sürgün edilmesiyle ilgili bir gerekçe yok, sadece bir kararnameye konuldu. Mustafa Karadağ BirGün Gazetesi’nde bir yazı kaleme aldı. Cumhurbaşkanının yargıda olup bitenlerin doğrudan sorumlusu olduğunu ima eden başlıklı bir yazıydı. O yazının yayınlandığı gün tesadüfen 70 kişilik bir kararname çıkacaktı. O kararname aslında, Gaziantep’teki FETÖ soruşturmalarını ve ByLock’u tek başına delil olarak saymayan Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı ve üyesi için çıktı. Tesadüfen o yazı yayınlandığı gün Mustafa Karadağ da o kararnamenin içine alındı. Bizde, o yazıdaki görüşlerinden dolayı kararnameye alındığı yolunda yaygın bir kanı oluştu ama herhangi bir gerekçe yok” şeklinde konuştu.

“MUSTAFA KARADAĞ’IN UZMANI OLMADIĞI BİR GÖREVE ATANMASI, YURTTAŞLAR İÇİN ACI BİR DURUM”

Mustafa Karadağ’ın Ankara’daki aile mahkemesindeki görevinden alınıp, Şanlıurfa’ya iş mahkemesine gönderilmesine dikkat çeken Köse: “Mustafa Bey aile mahkemesinde savcılık yaparken, iş mahkemesine gönderildi. Bu iş mahkemesinde işi olan yurttaşlar için acı bir durum. İş mahkemeleri, işçi işveren anlaşmazlıklarına bakıyor. İşsiz kalmış bir işçi hakkını aramak için, iş mahkemesine dava açıyor. Yasalarımızda işçinin hakkını bir an evvel vermek adına öyle hükümler var ki, maaş alamayan işçinin hakkı bir an evvel verilsin diye iş mahkemesinde davaların süreleri daha kısadır, daha hızlı karar verilmesi istenir. Uzman olmayan bir insanı o mahkemeye verirseniz, duruşmaları ‘ben bilmiyorum öğreneceğim’ diye erteleyebilir. Bu durum yargıcı çok fazla etkilemez ama orada hak arayan yurttaş adalet geç gelir, bu da adalet olmaz. Onun için bu atamanın diğer önemli bir handikabı budur”

“ŞU ANDA DA BEN KONUŞUYORUM, UMARIM SIRADA BEN YOKUMDUR”

Mustafa Karadağ’ın sürgün edilmesine tepki gösteren ve yargının bu tarz hukuksuz sürgünler yaşadığını dile getiren Köse: “Şu anda da ben konuşuyorum, umarım sırada ben yokumdur. İnsanların aklında ’15 binden fazla hakim ve savcı var, niye sadece birkaç hakim ve savcı konuşuyor’ sorusu var. Çünkü biz Yargıçlar Sendikası üyesi ve yöneticileriyiz. Sendikanın amacı yargılarının ifade ve örgütlenme hakkının özgürlüğünün ürünü olarak yargı bağımsızlığının, hukuk devleti ilkesinin, insan haklarının sağlanması konusunda ve demokrasinin korunması noktasında bir takım düşünceler geliştirip, kamuoyuyla fikirlerini paylaşmaktır. Dünyanın her yerinde olan Yargıç Sendikaları’nın görevi budur. 2006 yılından beri Türkiye’de yargıç ve savcılar kurumsal anlamda konuşuyorlar. Bu zamana kadar özellikle kritik dönemlerde konuşan yargı örgütü temsilcilerinin başına çeşitli şeyler geldi. Ömer Faruk Eminağolu da 2011 yılında Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı’nda görevli 12 yargıç ve cumhuriyet savcısıyla birlikte önce İstanbul’a sonra da Çankırı’ya sürgün edilmişti. Ömer Faruk Eminağolu, Cumhuriyet Gazetesi’nden 2008-2009 yılları arasında 2 kez gözaltına alınıp tutuklanan Mustafa Balbay olayından sonra, gazeteye geçmiş olsun ziyaretine gittiği için 2 kez ceza verilerek Çankırı’ya Cumhuriyet Savcılığı’na atanmıştı. 2015de Charlie Hebdo olayından sonra Cumhuriyet Gazetesi’nin bir takım radikal terör örgütleri tarafından tehdit edilmesi üzerine ziyarete giden Yargıçlar Sendikası üyeleri şu an soruşturuluyorlar. Aynı şeyleri ve Dejavu durumunu tekrar yaşıyoruz” diye belirtti.

“TÜRKİYE ÇOK CİDDİ BİR RİSK ALIYOR”

Mustafa Karadağ’ın sürgün edilmesine karşı itiraz yollarını kullanacaklarını dile getiren Yargıçlar Sendikası Üyesi Nuh Hüseyin Köse: “Mustafa Karadağ HSK’ya itirazını yaptı ve onun sonucu bekliyor. Onun sonucuna emekli olur mu, yoksa oraya gider bilemiyorum. Dediğim soruşturma Charlie Hebdo soruşturmasına bağlandı. Ve bazı radikal gazeteler de Mustafa Bey ve benim de içinde olduğum diğer sendika üyeleri, fotoğraflarımız ve isimlerimizle birlikte afişe edildi. Yeni Akit Gazetesi 3 gün boyunca fotoğraflarımızın üzerine isimlerimizi yazarak bizi afişe etti ve Cumhuriyet Gazetesi’ne ziyareti farklı yorumladı. Bu ziyareti kensi sosyal medya hesabım üzerinden paylaşmıştım, oradan izinsiz alıp kullanmışlar. Mustafa Bey böyle bir soruşturma içindeyken ve hakkında böyle haberler yapılırken Şanlıurfa gibi bir takım radikal örgütlerin cirit attığı bir yere gönderilerek aslında Türkiye çok ciddi risk alıyor. Koruması gerekirken tam tersine oraya atıyorlar. Dolayısıyla riskli bir görev olacak. İfade ve örgütlenme hakkı özgürlüğünün engellediği iddiasıyla İLO, Uluslararası Çalısma Enstitüsü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağız. Ama biz isteriz ki kendi ülkemizdeki hukukla sorunları çözelim. Umarım HSK bu tasarrufun yanlış bir tasarruf olduğunu dikkate alarak itirazı kabul eder” açıklamasında bulundu.

Powered by themekiller.com